HAYVANLARLA İLGİLİ GERÇEKLER…
Okyanus dibinde yepyeni canlı türleri bulundu
Sorumluluk Ve Hayvan Hakları
DİNİMİZDE HAYVANLARA BAKIŞ AÇISI
Dinimizde Hayvanlara Verilen Ehemmiyet:
Dünyadaki beşerî hayatın kıvam üzere devamı, hayvanlara sıkı sıkıya bağlıdır. Gıda, libas, nakil gibi en zarûrî ihtiyaçlarımızın giderilmesinden, tezyinat ve süslenmeye varıncaya kadar tâlî ihtiyaçlarımızın bile karşılanmasında hayvana muhtacız. Hatta küçük yavrularımızın terbiyesinde hayvanların ve hayvanları temsil eden oyuncakların yeri de düşünülmeli deriz. Şu halde farklı boyutlarıyla meseleye eğilince hayvansız ne beşerî hayatın, ne de medeni hayatın düşünülemeyeceğini anlarız. Yâni onlar, hayatımızın bir parçası olmakta ve dünyayı onlarla ortaklaşa yaşamak, paylaşmak zorunda kalmaktayız.
Öyleyse insan için faydalı ve zararlı olan her şeye, fayda ve zararı nisbetinde yer veren, medar-ı bahs eden dînimiz, hayvanlar için neler getirmiştir?
Hayvanların Korunması:
Çevre sağlığına giren en mühim meselelerden biri de çevredeki tabiî dengedir. Bu dengenin ana unsurlarından biri de hayvandır. Sağlıklı bir çevre için, onun ağaçlandırılıp temiz tutulması ve sularının korunması yeterli değildir. Behemehal hayvanlar yönüyle de ele alınması, gerek ehlî ve gerekse vahşî her çeşit hayvan ve -en azından bir kısım böceklerinin- korunması gerekmektedir. Dinimiz, hem Kur’ân’ın ve hem de Peygamberimizin (aleyhissalâtü vesselâm) diliyle bu mevzuda da irşad ve ikazları çokça yapmıştır. Bunlardan bir kısmını burada sunmaya çalışacağız. Hayvan mevzûu, ziyade ehemmiyetine rağmen iyi bilinmediği için, sözü uzun tutarak bir kısım teferruata yer vermemizin hoş karşılanacağını ümîd ederiz.
1- Kur’ân’da Hayvana Verilen Yer:
Kur’ân-ı Kerîm, hayvanların da insanlar gibi birer ümmet olduklarını, Kitap’ta onları da ihmal etmediğini bildirir: “Yerde yürüyen hayvan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan hepsi, ancak sizin gibi ümmetlerdir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Sonra ancak Rabbine toplanıp getirilirler” (En’âm 38).
Âyette, Kitap’ta ihmal edilmedikleri bildirilen hayvanlardan sinek (Hacc 73), sivrisinek (Bakara 22), örümcek (Ankebût 41), karınca (Neml 18), arı (Nahl 68), kurt (Yûsuf 13, 14, 17), eşek (Cum’a 5, Bakara 259, Nahl 8.), katır (Nahl 8.), at (Âl-i İmrân 14, Enfâl 60, Nahl 8.), öküz ve inek (Bakara 67-71, En’âm 144, 146, Yûsuf 43, 46), deve (En’âm 144, Gâşiye 17), koyun (En’âm 146, Enbiyâ 78, Tâhâ 18), yılan (Tâhâ 20, A’râf 107 vs.) domuz (Bakara 173, Mâide 60 vs.), maymun (Bakara 65, Mâide 60), köpek (A’râf 176, Kehf 22) gibi pek çok vahşi ve ehlî hayvanın ismi çeşitli vesîlelerle Kur’ânı Kerîm’de zikredilmektedir. Ayrıca Sûre-i Bakara, Sûre-i Nahl, Sûre-i Ankebût, Sûre-i Neml gibi bâzı sûreler de isimlerini metinde zikri geçen bu hayvanlardan alır.
Kur’ân-ı Kerîm, beşer hayatında büyük rol oynayan deve, at, katır gibi bir kısım hayvanlara daha dikkat çekici ifâdelerle yer vererek ehemmiyetlerine parmak basmaktadır: “Hem kendilerine binesiniz, hem de zînet olsun diye atları, katırları, merkebleri yarattı”(Nahl 8.); (O kâfirler ibret gözüyle) bakmazlar mı deveye, nasıl yaratılmış?” (Gâşiye 17); “Andolsun soluyarak koşanlara(gâzilerin atlarına),o tırnaklarıyla ateş çıkaranlara..” (Âdiyât 1-2) vs.
Küresel ısınma tehdidi
İngiltere’de hükümet tarafından yaptırılan bir araştırmaya göre, küresel ısınma göçmen kuşlar da dahil bir çok hayvan türünün soyunun tükenmesine yok açabilir.
Eriyen buzullar, genişleyen çöller ve ısınan denizler canlı türlerinin kaderini derinden etkileyen faktörlerden bazıları.
İngiltere hükümeti tarafından hazırlatılan rapor, İskoçya’da toplanan Avrupa Birliği Çevre Bakanları’nın da dikkatine sunuldu.
Raporda, küresel ısınmanın, şimdiden bazı kuşların ve diğer bazı hayvanların göç yollarında değişikliğe yol açtığı kaydediliyor.
Örneğin kutup ayıları ya da fok balıklarının doğal çevreleri, Kuzey kutbundaki buzulların erimesiyle giderek yok oluyor.
Deniz sıcaklığındaki küçük değişiklikler bile örneğin bir çok deniz canlısının gıdasını oluşturan plankton miktarında önemli değişiklikler yaratarak, bir çok hayvanın kaderinde Read the rest of this entry »
HAYVANAT BAHÇELERİNİN SOSYAL DOKUSUNA VE KÜLTÜRÜNE FAYDALARI
Sevgili okurlar günümüzde ülkenin ve şehrin ününü dünya çapında duyuran önemli birkaç unsurdan biri de hayvanat bahçeleridir. Buna en iyi örnek İngiltere ve Amerika’nın çeşitli eyaletlerini verebiliriz. İngiltere’ye giden yabancıları mutlaka bir hayvanat bahçesine götürürler. İngiltere’de hayvanat bahçesi öyle önemlidir ki, aynı zamanda ülkenin gururudur. Temizliği, bakımlılığı, düzenlemeleri dillere destan olmuştur. Oralarda hayvanlara 1,5-2 metrekarelik delikler değil, gezinmeleri, koşup oynayabilmeleri için
geniş alanlar ayrılmıştır. Devlet bu tür olayları koşulsuz destekler. Ayrıca gönüllü kuruluşlar hayvanat bahçelerinde şenlikler düzenlerler, söyleşiler, yarışmalar, hayvan severleri tanıştırma çayları, partiler düzenlerler. Aynı zamanda hayvanat bahçesinin yaşaması için geliri sağlarlar. Hayvan severler hayvan almak ve hayvan bakımında bilgi ve yardım için bu tür kurumlara başvurabilirler. Ya da hayvanlarını bağışlayabilirler. Tüm bunları yazmamın nedeni İstanbul gibi uluslararası üne sahip bir şehirde; devletin Read the rest of this entry »
Hayvan Sevgisi
Geçmişte Hayvaları seven ve onlara sevgi besleyen bir toplum olduğumuzdan mahlukata sevgi ile bakar,bir bakıma daha duyarlı olurduk.
Kimimiz kuşlara, balıklara,kimimiz atlara pek düşkündük. Evlerde kafeste beslenen ötücü kuşların yanında, içlerinde rengârenk balıkların süzüldüğü akvaryumlar da çoğunlukta idi Zaman her şeyi değiştiriyor. Şimdilerde geçim sıkıntısı ve telaşı içinde hayvanlara olan ilgi de azalma noktasına geldi.
Hayvanı sevmek, aslında doğayı sevmek demektir. Doğa sevgisi de sırası ile nebatı ve hayvanı sevmek ile başlar. Tasavvuf bilimine kendi damgasını vurarak belirleyici rol oynayanlardan biri olan miskin Yunus, derviş Yunus, insanı şaşırtan yaklaşımını şöyle dile getirmiştir: “Yaratılmışı severiz Yaratan’dan ötürü. “ Bu ifade hayvan sevgisini de ortaya koyan anlamlı bir hatırlatmadır.
Hayvanlara yaklaşım konusunu yakından takip eden Darwin’e göre, hangi hayvanların duygusal yaşamları olduğu, hangilerinin olmadığı bugün bile tam olarak tesbit edilememiş.Bu konuda pek yol alamayışımız, belki araştırmacıların “bilimsel olmamakla” suçlanma korkusundan kaynaklanmış olabilir. Gelgelelim, durum artık eskisi gibi değil.


